MENÜ

01 Haziran Pazartesi Paylaşımı “Kötümser Bir Dünyada İyimser Çocuklar Yetiştirmeyi Nasıl Başarabiliriz?”

Kötümser Bir Dünyada İyimser Çocuklar Yetiştirmeyi Nasıl Başarabiliriz?

Aranıyor: İyimser insan. Mücadeleden keyif almalı, olasılıkları takdir etmeli ve olayların üstesinden gelebilme yeteneğine dair sağlam bir inanca sahip olmalı. Geleceğe umutla bakması şart ve bu umuda güven duyması da büyük bir artı. Eğer ilkeniz “Dene, yeniden dene.” ise ve bardağa her zaman dolu tarafından bakıyorsanız bu fırsatı veya karşınıza çıkacak herhangi bir fırsatı değerlendirmeye hazırsınız demektir.

Uluslar, şirketler ya da okullar olsun herkes çevresinde iyimser insanlar olsun ister ve bu isteğin pek çok haklı sebebi mevcut. En çok da çocuklarının hem küçük yaşlarda hem de yetişkinlik döneminde başarılı olmalarını dileyen ebeveynler ister bunu. Çünkü iyimserler zorluklar karşısında daha dirençli insanlardır. Daha başarılı girişimciler ve daha sağlıklı insanlar olurlar, daha uzun yaşar ve ilişkilerinde daha mutlu olurlar. İyimserlik, insanların zorluklarla mücadeleye devam etmelerini sağlarken, kötümserlik insanların moralini bozar ve başarısızlığı kabul etmelerine hatta işin başından itibaren başarısız olacaklarını düşünmelerine yol açar.

Çocuklarımın umutlu ve iyimser bir bakış açısına sahip olmalarını istiyorum. Sanırım bunu çoğumuz istiyoruz. Ancak gazete manşetlerimizden eğlence seçeneklerimize kadar her şey, felakete doğru sürüklenen distopik bir toplum olduğumuz görüntüsü çiziyorken pozitif bir örnek oluşturmanın çok zor olduğunu düşünüyorum.

Neyse ki araştırmalar çocuklarımızın zorluklar karşısında dirençli ve kendine güvenen iyimser insanlar olarak yetişmelerine yardımcı olmak için yapabileceklerimizi ortaya koyuyor. Bu şekilde daha mutlu bir geleceğe sahip olmalarına yardım edebiliriz. İşte, benim öğrendiğim ve denediğim yöntemler…

Dikkatinizi pozitif olana verin ve çocuklarınızın da aynı şeyi yapmasına yardımcı olun.

Kötümserlerin bakış açısıyla ilgili bir sorun var: Bakış açıları yanlış.

Sahip oldukları olumsuz ve distopik düşünceler aslında, 7/24 maruz kalınan haber döngüsü ile beynin olası bir tehlikeye odaklanıp diğer her şeyi görmezden gelme eğiliminin talihsiz birleşiminden kaynaklanıyor. Genel olarak dünyamızda her şey yolunda gidiyor. En azından, pek çok yönden bakıldığında işler eskiye nazaran çok daha iyi. Şu anda dünyadaki hiçbir ülke, 1800’lü yıllarda en yüksek ortalama yaşam süresine sahip olan ülkelerden daha düşük bir ortalama yaşam süresine sahip değil. Artık daha fazla insan cinsiyet eşitliğine inanıyor ve dini özgürlüğü destekliyor. Yoksulluk, açlık, okuma yazma bilmeme, çocuk işçiliği ve bebek ölüm oranları ise gittikçe azalıyor.

İnsanlık hemen hemen her yönden muazzam bir gelişme kaydetmiş durumda ama bu gelişmeyi sorgulamıyoruz. Hâlâ iyileştirmeyi başardığımız şeylere değil, kötü şeylere odaklanıyoruz çünkü bunu bu şekilde yapmak için tasarlanmışız. Nöropsikolog Rick Hanson’ın Beynin Mutluluk Ayarları adlı kitabında da açıkladığı gibi, beyinlerimiz doğası gereği olumsuzluklar üstünde daha çok duruyor. “Sadece birkaç acı verici anlamsız deneyim yaşamak, hızla çaresizlik hissine kapılmamıza yetiyor.” diye yazıyor kitabında. “İyi haberlerin genelde, beynimizdeki kalıcı bellek sistemlerine ya çok az etkisi oluyor ya da hiç etkisi olmuyor.”

Başka bir deyişle, kötü haberlerin bizi etkilemesine izin vermemiz oldukça doğal bir davranış. Neyse ki biraz alıştırmayla beyinlerimizin iyi haberlere de aynı oranda ağırlık vermesini sağlayabiliriz. Dr. Hanson’ın tavsiyesi şöyle: Güzel bir hikâye duyduğunuzda, hayatınızda bir şey başardığınızda ya da sevdiklerinizle güzel vakit geçirdiğinizde, bilinçli olarak tüm dikkatinizi bu deneyiminize verin ve o anı düşünün. Hanson, “Bu his içinize işlerken siz de kendinizi bu hisse kaptırın.” diye açıklıyor. Bunu nasıl yaptığınızı çocuklarınıza da anlatın ve neşeli ve keyifli deneyimlerinin de üzerine düşünmeleri için onları teşvik edin.

Olayları tanımlamak için kullandığınız dili değiştirin.

İyimserlik geliştirilebilir bir özelliktir. Araştırmacılar, kötümser bakış açısına sahip insanların dahi, travmatik buldukları olayları tanımlamak için pozitif bir dil kullandıkları zaman olayla ilgili duygularının daha olumlu hâle geldiğini ve iyimser yönlerinin de genel olarak geliştiğini buldular. Bu, evde de yapabileceğimiz bir şey.

Moralinizi bozan güncel olaylara daha iyimser yaklaşmak istiyor ancak bunu nasıl yapacağınızı mı bilmiyorsunuz? Şöyle düşünün: Bugün “nefret söylemi” diye adlandırdığımız şey kısa bir süre önceye kadar yalnızca “söylem”di. Şirketlerin kötü davranışları daha fazla kâr ile ödüllendirilirdi; hayvanları avlamak bir çeşit spor olarak görülürdü; çevre kirletici maddeleri nehirlere dökmek ise atıklardan kurtulmak için etkili bir yol sayılırdı. Çocuklarıma, haberi oluşturan olay kötü olabilir ama bununla ilgili bir şeyler yapmaya çalışan onca insanın var olduğunu unutmayın, diyorum. İyi yönde değişimler gerçekleştirme potansiyeline de sahibiz. Gariptir ki kötümserliğimizin büyük bir bölümü daha iyi olabileceğimize dair ortak beklentimizden kaynaklanıyor zaten.

Haberleri takip etme sıklığınızı düzenleyin.

Her gün çirkin şeyler söyleniyor ve yapılıyor, şiddet hayatlara son veriyor ve bir yerlerde adalet yerini bulmuyor. Ve 7/24 erişebildiğimiz haber kaynakları bunların bir dakikasını bile kaçırmamıza olanak vermiyor.

Her ne kadar kısa olsa da korku ve endişe dolu böyle anlar oldukça anlamsız. Çünkü ailemi göz ardı edip olayla ilgili daha fazla şey öğrenmek için habere tıklamam kimsenin işine yaramaz. Dünyada neler olup bittiğini öğrenmem gerekebilir ya da bunu isteyebilirim ancak bu şekilde iletilen haberler bilgilendirmekten çok bizi ve çocuklarımızı korkutuyor aslında. Çocuklarımız, kendileri için çoğunlukla görünmez olan olaylara bizim sürekli tepki verdiğimizi gördükçe güvende hissetmelerinin zorlaştığını fark ettim. Telefonumdaki haber bildirimlerini kapattım ve bir daha da açmadım.

Çevrenizin bir parçası olun.

“Korkutucu” haberleri merakla takip etmek bizi sadece çaresiz ve sinirli hissettirmekle kalmaz, aynı zamanda tüm gerçekleri bilerek harekete geçebileceğimiz, oy kullanarak ya da gönüllü olarak gerçekten bir fark yaratabileceğimiz daha küçük sorunlardan da uzaklaştırır. Bunun yerine, enerjinizi, ailenizle birlikte yakın çevrenizdeki dünyanın bir parçası olmak için harcayın. Gönüllü olarak çalışabilirsiniz ya da sosyalleşme ihtiyacımızı (Dijital olarak değil.) gideren yerel kuruluşlara ve kulüplere katılarak bunların bir parçası olabilirsiniz. Çevrenizde geleceğe ümitle bakmanızı sağlayacak bir aktivite bulun ve bunu aile yaşantınızın bir parçası hâline getirin.

İyimser çocuklar yetiştirmek oldukça zorlu bir iş. Çünkü ebeveynlerin yaşadığımız kötümser zamanlarda verilecek en kolay tepki olan kuşkucu yaklaşımdan vazgeçmeleri gerekiyor. Üzerimize her gün yağan zorlukları görmezden gelip umutsuzca omuz silkmek daha cazip hatta makul geliyor. Açıkçası, bu durumu nasıl daha iyi hâle getirebiliriz bilmiyorum.

Ama şunu biliyorum: Deneyecek yeni yollar bulmalıyız ve bu da  “iyimserler aranıyor” çağrısına cevap vermek, çocuklarımızı da aynı şeyi yapacak şekilde yetiştirmek demek. Umut dolu, zorluklar karşısında dayanıklı ve sorunları çözebilen insanlara ihtiyacımız var. Başvuruya gerek yok. Bu konuda elinizden geleni yapmanız yeterli…

Kaynak: Time.com “raising optimistic kids pessimistic times”

ALKev’de SNAC Projesi Devam Ediyor – Mayıs 2020

ERASMUS+ SNAC (School Network Alert Citizens) projesini yürüten ALKEV Özel Anadolu ve Fen Lisesi öğrencilerimiz, uzaktan eğitim sürecinde de çalışmalarına devam ediyor. Projenin ilk bölümünde öğrencilerimiz, okulumuzda kurulan sismometreden elde edilen verileri SWARM programı ile entegre etmeyi öğrendiler. Projenin ikinci bölümünde öğrencilerimiz öğrendikleri bu bilgileri atölye çalışmaları ile okulumuzdaki diğer öğrenciler ile paylaştılar. Bu amaç ile ortaokulumuzun “Sorgulayan Beyinler Kulübü” öğrencilerine “Deprem Farkındalık Atölyesi” gerçekleştirdiler. Projenin üçüncü aşamasında yaptıkları çalışmaları Atina’da projeyi yürüten öğrenciler ile video konferans aracılığıyla paylaştılar ve beraber ortak bir proje üzerinde çalışmaya başladılar. Uzaktan eğitim sürecinde bilim ve teknolojiyi kullanarak üretmeye devam ediyoruz.

 

 

Dr. Neslihan Zabcı ile Canlı Yayın – Mayıs 2020

Klinik Psikolog ve Psikanalist Dr. Neslihan Zabcı canlı yayınımıza katıldı.
Moderatör: Seriye Özden – ALKEV Özel Anaokulu Psikolojik Danışman ve Rehber Öğretmen

 

ALKev’den TİYATRO “Teneke” – Mayıs 2020

ALKEV Özel Anadolu ve Fen Lisesi 9. Sınıf öğrencileri uzaktan eğitim sürecinde Türk Dili ve Edebiyatı dersi Tiyatro Ünitesi bağlamında Yaşar Kemal’in “Teneke” oyununu incelediler.

Türkiye’nin tarihini, insanlarını anlayabilmek için Yaşar Kemal okumak ve onu anlamak gereklidir. Öğrencilerimiz de bu eseri sadece okumakla kalmayıp kendilerini kahramanların yerine de koydular. Kimi Kaymakam Vekili Resul Efendi kimileri Çeltikçi Ağaları kimileri de bu ağalara kafa tutan köylüler oldu. Ve ortaya birbirinden kıymetli sahneler çıktı. Öğrencilerimizin canlandırmalarından birkaçını bir araya getirerek sizlerle paylaşmak istedik.

ALKEV’Lİ öğrenciler, Evde Kaldılar ama Sanatsız Kalmadılar!”.

 

ALKEV’de Uzaktan Eğitim – Mayıs 2020

Prof.Dr. A.Kadir Özer ile Canlı Yayın – Mayıs 2020

ANLAM Psikolojik Danışma Merkezi Kurucusu ve Uluslararası Final Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr. A.Kadir Özer canlı yayınımıza katıldı.
Moderatör: Yeter Gümüş – ALKEV Özel Okulları Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Birimi Koordinatörü

Bizim için “19 Mayıs 1919”

Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’da Samsun’dan başlattığı özgürlük hareketinin 101. yılında, Cumhuriyet’e sahip çıkan Atatürk gençleri olarak 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’mızı kutluyor, başta Ulu Önderimiz ve silah arkadaşları olmak üzere tüm şehit ve gazilerimize minnet ve şükranlarımızı sunuyoruz.

18 Mayıs Pazartesi Paylaşımı – Yeni Şeyler Öğrenmek İçin Kullanabileceğiniz Bir Yöntem: “Bilmediğim Şeyler Defteri”

Yeni Şeyler Öğrenmek İçin Kullanabileceğiniz Bir Yöntem: “Bilmediğim Şeyler Defteri”

20.yüzyılın en önemli fizikçilerinden Nobel Ödüllü Richard Feynman, yaşam boyu öğrenme konusundaki ünüyle de bilinen bir deha. İster fiziğe ilgi duyun ister duymayın, Feynman’ın derinlemesine ve özenle öğrenme üzerine önerdiği yöntemler ve teknikler; okulda, işte ya da hayatta herhangi bir konuyu öğrenmenize mutlaka yardımcı olacaktır.

Feynman henüz dünyaca bilinen bir fizikçi değilken, Princeton Üniversitesindeki öğrencilik yıllarında sözlü sınavlara hazırlanmak için özel bir yöntem geliştirdi. Feynman’ın biyografisini yazan James Gleick bu yöntemi şöyle anlatıyor:

“Temiz ve boş bir defter açardı. Kapağına “Bilmediğim Şeyler Defteri” başlığını atardı. Bu defterde bilgilerini yeniden düzenlerdi. Yaptığı şey; fiziğin her dalını parçalara ayırmak, bu parçaları ‘yağlamak’ ve sonra onları tekrar bir araya getirmekti. Bunu yaparken tutarsızlıkları ve henüz işlenmemiş bilgileri arardı. Her konunun özünü bulmaya çalışırdı ve buna haftalarını verirdi.”

Feynman bu defteri, yeni öğrenmeye başladığı bir konuya adardı. Bilmediği şeyleri anlama isteğiyle başladığı defterin amacı, bir konuyu öğrenmeye başlamanın zorluğunu hafifletmek için “somut ipuçları” sağlamaktı.

“İlk başta boş olan defter sayfaları, özenle alınmış notlarla dolmaya başladıkça bilginiz de artmaya başlar. Daha fazla sayfa doldurma isteği, öğrenme motivasyonunuzu da yüksek tutar. Bir konuda giderek artan bilginizi somut bir şekle dönüştürürseniz öğrenmeye devam etmek için ihtiyaç duyduğunuz zihinsel enerjiye yatırım yapmaya daha meyilli olursunuz.” diye anlatıyor Gleick.

Peki, düzenli olarak test etmezseniz yeni kazandığınız bilgi hakkında kendinizi nasıl emin hissedebilirsiniz? Feynman, Princeton Üniversitesi hocalarının karşısına çıkarak sözlü sınava girerdi ama siz bu noktada Feynman tekniğinin diğer pratiğini uygulamaya başlayabilirsiniz: “öğrendiğiniz şeyi bir başkasına öğretmek”

Feynman, muhteşem bir bilim insanı olmanın yanı sıra aynı zamanda harika bir öğretmen ve harika bir anlatıcıydı. İnanılmaz karışık konuların özünü alır ve herkesin anlayabileceği basit bir dile çevirirdi.

Eğer siz de herhangi bir konuda kendi bilginizi yeterince sağlam hissetmiyor ve kendinizi bu konuda geliştirmek istiyorsanız, Feyman’ın basit anlatım tekniğini kullanabilirsiniz. Sadece Feynman’ın en önemi sözlerinden birini aklınızda tutmayı unutmayın: “İlk prensip kendinizi kandırmamaktır çünkü en kolay kendinizi kandırırsınız.” Eğer kendi kendinizi kandırırken bulursanız, o zaman defterinize geri dönebilirsiniz.

Kaynak: openculture.com

FHWS Webinar – Mayıs 2020

LMU Webinar – Mayıs 2020

 

Mert Fırat ile Canlı Yayın – Mayıs 2020

UNDP Türkiye İyi Niyet Elçisi, İhtiyaç Haritası Kurucu Ortağı Mert Fırat canlı yayınımıza katıldı.
Moderatör: Şehriban Kızılkaya – ALKEV Özel İlk ve Ortaokulu Kütüphane Birimi Koordinatörü

Ernst-Abbe Hochschule Jena ile Online Ders Katılımı – Mayıs 2020