MENÜ

19 Eylül Pazartesi Paylaşımı “Telefon: İcadından bugüne”

Telefon: İcadından bugüne

İletişim denince aklıma ilk gelen aygıt, telefon… Neden diye soruyorum kendime. İletişim için kullandığım birçok araç varken elimin altında, neden başka bir aygıt değil de telefon? Ad, Yunancadaki telos (uzak) ile phone (ses) sözcüklerinin birleşimiyle oluşturulmuş. Birbirini duyamayacak kadar uzakta olan insanların haberleşmelerini sağlama, birbirlerini duyamadıkları için yaşadıkları sorunları sona erdirme, iletişimi geliştirme veya insan yaşamını kolaylaştırma gibi dürtülerle yola çıkılmış olsa gerek.

Alexander Graham Bell, 1876 yılında telefonu icat ettiğini duyurduğunda bilim ve iş dünyası çok heyecanlanmış, insan uygarlığının gelişimi doğrultusunda alev alev yanan kor bir ateş yakıldığının farkına varmıştı. Bu sesli mucize, uzun yıllar boyunca, insanoğlunun cansız dostları arasında çok seçkin bir yere sahip oldu. Ünlü mucit ise ilk hattı Allessandra Lolita Oswaldo’nun evine çekti ve adının baş harflerini birleştirip ALO diye seslenerek zaferinin tadını çıkardı.

Alo denilen güne gelene kadar insanoğlu nasıl haberleşmişti?

Yazılı tarih öncesine dek geriye sarıyorum zamanı… On binlerce yıl önce insanoğlu birbirinden uzaktayken tamtamlar aracılığıyla iletişim kuruyordu. Evet, biri bugünkü vurmalı çalgıları andıran, tamtam dediğimiz cisme elleriyle vurup ses üretir, diğeri o sesleri dinleyip anlam verir, aynı yöntem ile yanıtını gönderirdi. Bin yıllar sonra ateşi bulan insan, uzaktan uzağa duman aracılığıyla iletişim kurmaya başladı. Söz gelimi, Çin Seddi’nde emirler bir kuleden ötekine duman aracılığıyla aktarılırdı. Üstelik bu yöntemle 750 kilometre uzaklığa dek ulaşılabilindiği söyleniyor. MÖ 3200 yıllarından itibaren yaygın olarak kullanılan başka bir yöntem de ulaklardı. Ulak at sırtında gidip gelir, sözlü veya yazılı olarak haberi sahibine iletirdi. Güvenli ve etkin bir yöntemdi.

Güvercinler

Öte yandan MÖ 1200’lü yıllarda, Mısırlılar çok özgün bir yöntem buldular ve uzun mesafeleri özel eğitilmiş güvencinlerin kanatlarıyla kısaltmayı başardılar. Güvercinlerin ayaklarına bağlanan veya gagasına konulan kâğıtlar aracılığıyla diyardan diyara haberler uçurdular. Bu yöntem birçok uygarlık tarafından uzun yıllar boyunca kullanılmış aslında.

Telgrafın icadı

Örnekler çoğaltılabilir ama konuyu dağıtmadan 18. yüzyıla atlamamızda fayda var. Telefonun buluşunu müjdeleyen güneş 1792 yılında, Fransız Claude Chappe‘nin ellerinden doğdu. Telgraf, o güne dek kullanılan tüm yöntemlerin pabucunu dama atan, iletişimde çağ açan bir buluştu. İlk defa elektrik hatları aracılığıyla haberleşiyordu insanoğlu… 43 yıl sonra Samuel Morse tarafından elektromıknatıs ile donatılan aygıt, maniple adlı elektrik hatlarını açıp kapayan anahtarıyla ulaştırıyordu iletileri.

Klasik çevirmeli telefon

Neyse uzatmaya gerek yok, çocukken evimizde kullandığımız aygıt her ikisinden de farklıydı. Teknolojik açıdan daha gelişmiş olduğunu söylememe gerek yoktur sanırım. Konuşma ve duyma, bana adının ahize olduğu söylenen uzun ve iki başlı parça aracılığıyla gerçekleştirilirdi.

Ahize gövdeye kordonla bağlıydı, gövdenin üzerine konurdu. Başlardan biri konuşma, diğeri duymayı sağlardı. Telefonumuz uçuk yeşil renkliydi. En çok sevdiğim yanı aygıtın ortasındaki, dönen, gerdanlığı andıran delikli yuvarlaktı. Ahizeyi tutup kaldırınca hat almayı sağlayan düğmeler serbest kalır, böylece hat konuşmaya açılırdı.

İşte benim hoşuma giden kısım o an başlardı. Ahizeyi kaldırıp kulağıma koyar, hattın açıldığını belli eden aralıksız sesi duyunca ‘‘numarayı çevirmek’’ denilen işlemi yapmaya başlardım. Başka bir deyişle, parmağımı birer birer numara deliklerine sokup yuvarlağı çevirir, yuvarlağın her dönüşünde kulağıma dayalı olan ahize aracılığıyla çevirme sesini dinlerdim.

Telefon etmek isteyenler en yakın PTT binasına giderdi.

Şimdi, eskilerde kalmış bir olaya daha değineceğim. Herkesin evinde telefon olmadığı çocukluğuma denk gelen yıllarda, telefon etmek isteyenler sokaklardaki telefon kulübelerine veya en yakındaki PTT binasına giderlerdi. O zamanlar kamuya açık aygıtlar jeton denilen madeni para benzeri bir nesneyle çalışırdı, boyutları ev telefonlarından daha büyüktü, duvara asılırlardı.

Zamanla jetonla çalışanların yanına telefon kartıyla çalışanlar da eklendi. Umumi telefon denirdi aygıta. Her eve telefon girmesi bunların önemini azaltmadı. Ortaokula geçtiğimde yaşım gereği, artık ailemden ayrı, dışarıda arkadaşlarım ile zaman geçirmeye başlamıştım. Dolayısıyla, umumi telefonlar benim de temel gereksinimlerim arasına girdi.

Telefon kulübesi denilen iki metre boylarında, yetişkin insan bedeni genişliğinde, ana gövdesi metal, cam veya saydam plastikten büyük pencereleri olan ufak yerlerin içinde bulunurlardı. Duraklar veya meydanlar gibi işlek bölgelerde yan yana birçok telefon kulübesi vardı. Hafta sonları önlerinde oluşan uzun kuyruklar o günlerin alışılagelmiş manzaraları arasındadır. Dışarıdayken dünyayla bağlantılı kalmanızı sağlardı bu kulübeler.

Söz gelişi, dışarı dolaşmaya çıktım, canım sinemaya gitmek istedi ama yalnız başına sinema salonunda ne yapacağım ki? Hemen en yakın telefon kulübesine gider, evi yakında olan bir arkadaşımı arar ve beraber sinemaya gitmeye davet ederdim. Telefon kulübeleri sosyalleştiğimiz yerlerdi. Tanışmayan insanların sohbet ettiği, en canlı maç muhabbetlerinin kaynatıldığı, paylaşımcılığın en yoğun yaşandığı yerlerdi.

Akıllı telefon

Yalnızca 19 yıl sonra, 1992 yılında, Simon adıyla ‘‘akıllı telefon’’ denilen vazgeçilmez bir araç daha armağan ettiler insan uygarlığına. Akıllı telefon insan yaşamını temelden değiştirdi ama boynuzun kulağı geçmesi misali atasının yazgısını yerle bir etti hiç acımadan. Artık insanların işine yaramadığı için telefon evleri terk etmek zorunda kaldı, telefon kulübeleri sokaklara veda etti. Bugün, zengin özellikleriyle yalnızca iş yerlerinde kullanılmakta. Şimdi insanlar anılarında yaşatarak teşekkür ediyorlar telefona.

Ben, insan uygarlığına sunduğu hizmetler ile cep telefonu ve akıllı telefon devrimlerine esin kaynağı olması nedeniyle çok seviyorum onu. Birbirlerini göremeyen insanlar birbirlerinin seslerini duyarak mutluluk verici şeyler üretebildiler onun sayesinde. Ayrıca, yıllarca sağladığı kolaylıklardan ve akıllı telefonun insan yaşamının her boyutunda sağladığı gelişmeleri her gün deneyimlememden kaynaklanıyor sevgim.

Kaynak: İndigo Dergisi